Sunumlarım

Yayınlar

Hakkımda

Tavandaki bir ampülü değiştirmek için kaç psikolog gerekir?

time for changeYazının başlığında gördüğünüz bilmeceyi geçtiğimiz senelerde okuduğum bir kitaptan aldım. Cevaba gelince ;

Bir psikolog yeterli ama ampülün de değişmeyi istemesi gerekir.

Kıssadan hisse: Değişmek için öncelikle değişime açık olmalısınız. Kişisel görüşüm mesajın son derece doğru olduğu yönünde yine de psikoloji uzmanlık alanım olmadığından bu konuda ısrarcı değilim. Ancak aynı durumun işletmelerin hayatında da geçerli olduğunu düşünüyorum ve bu konuda birkaç kelime edebilecek tecrübeye sahibim. Yazının devamı da tam olarak bunun ile ilgili.

 

Değişim işletmelere yabancı bir konu değil, farklı biçimlerde işletmelerin gündeminde kendisine yer bulabiliyor. Ne var ki bu konuyu gündeme almanın, kafa patlatmanın ötesinde harekete geçmek gerekiyor. Duvarların dışındaki dünya hızla değişiyor ve ayak uydurabilmek için işletmelerin en az dışarısı kadar değişimi yaşayabilmesi gerekiyor. Öne geçmek için ise hızına hız katması.

“Dışarıdaki değişim hızı, şirketin içindeki değişim hızından büyükse yolun sonu yakındır .”

Jack Welch - eski CEO, General Electric

Birçok işletme değişimi doğru okuyamadığı, hızlı tepki veremediği için yolun sonuna gelme riski ile karşı karşıya kalıyor. Şirket ömürleri gittikçe kısalıyor, otuzlu yaşlarımızın firmalarının birçoğunu kırklı yaşlarımızda göremiyoruz. Değişim baş döndürücü bir hızla yaşanıyor ve hiç acıması yok!

Aslında işletmeler hareket geçmek konusunda istekli. Gel gelelim değişimin önündeki o ünlü bariyer hissettiriyor kendini;

Herkes değişim ister ama kimse değişmek istemez.

Sorun tam da burada başlıyor. Genellikle değişimi “değiştirmek” ile yapmaya çalışıyoruz, yani etken değil edilgen olarak yaklaşıyoruz. Oysaki değişim içeriden, kendinden yola çıkarak “değişmek” ile başladığında daha anlamlı oluyor. Bu konudaki tecrübelerimi birkaç madde de paylaşmak istiyorum;

  • İşletmelerde değişimden sorumlu yöneticilerin belirli çalışan grupları belirleyerek öncelikle onları değiştirmeye çalışmaları yerine, bir bütün olarak değişimi kucaklamalarının daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Doğru rüzgarı oluşturup siz yelken açtığınızda insanlar da sizi takip edip yelkenlerini açacaktır. Bu noktada işin sırrı biraz yöneticilik ve liderlik yaklaşımlarında yatıyor.

  • Danışmanları, koçları ve mentorları bilmecedeki psikologlar olarak düşünebiliriz. Ancak siz değişmek istediğiniz sürece faydalı olabilirler. Yani “gel bizim şirkette X konusunda çalışmalarını yap” yerine “biz X konusunda gelişmek istiyoruz ve elimizi taşın altına sokmaya hazırız. Bize bu yolda rehberlik et” daha doğru bir söylemdir. Tabii ki danışmanların da bu konuya aynı biçimde yaklaşması, yeterli(!) ve doğru yönlendirmeyi yapması gerekir.

  • Hiçbir teknoloji, yöntem veya uygulama tek başına sizi değiştirmez, dönüştürmez. Pazarlama kampanyaları X yazılımını kullanan firmaların harikalar yarattığını veya ABC yöntemini kullanan her firmanın müthiş işler yaptığını söylese de genellikle gerçekler pazarlamacılardan farklı istatistikler sunar. Alınan eğitimlerin birçoğunun yeterli katkı sağlayamamasının nedeni de aynıdır. Bunu işin içinden gelen bir profesyonelin itirafı olarak da değerlendirebilirsiniz. O kampanyalara aldanmayın!

Aslında tekniklerin ve teknolojilerin birçoğu harikadır. İşin uzmanlarından danışmanlık desteği almak iyi bir fikirdir. Ne var ki dışarıdan katacağız öğeler ancak içerideki öğelerin doğru olması durumunda yaniinsanlardan oluşan doğru bir kültürde çalışır. Elbette bu kavramların altında liderlik, paylaşılan vizyonun oluşturulabilmesi, doğru iletişim modellerinin kurulması, başta yetkinlik yönetimi olmak üzere IK süreçlerinin doğru işletilmesi gibi pek çok olgu yatar. Bu olguların birlikteliği değişime olan tutkuyu tetikler ve ancak bu şekilde gerçekten değişim başlayabilir…

Başarı hikayelerini dinlediğiniz firmaların da temelinde benzer olguların güçlü bir bileşimi vardır. Hikayelerde parlatılan teknik ve teknolojiler de şüphesiz başarının önemli bir parçasıdır. Ancak bir parçayı kopyalamak sizi bütüne ulaştırmaz, başarılı yapmaz. Aksine genellikle bu parça uyumsuzluk yaratır, göstermelik olarak çalıştırılır veya bir süre sonra eskiye dönülür. O teknikten vazgeçilir, yazılım bir kenara atılır. Bildik eski yöntemler ile devam edilir ve bir değişim fırsatı daha kaçar.

Özetle işletmeler için de değişim öncelikle istemek ile başlar. Ama değiştirmeyi istemek ile değil, değişmeyi istemek ile! Konfor alanından çıkarak, sınırları zorlayarak olur ve kesinlikle emek gerektirir. Soru sormakla, sorgulamakla gerçekleşir. Bazen yıkıp tekrar yapmak, hata yapıp başa dönmek gerekebilir. Hiç kimse, hiçbir şey bunu sizin yerinize yapamaz. Ampülün değişmeyi istemesi gerekir.

Yola bu bilinç ile çıkıldığında doğru teknik ve teknolojiler de, güçlü bir danışmanlık desteği de paha biçilemez olur.